15 Aralık 2018 Cumartesi

Cep telefonları sağlığa zararlı mı ?

 

Bugüne kadar elde edilen bilimsel verilerde, cep telefonlarının insan sağlığı için bir tehdit oluşturduğu kesin olarak kanıtlanabilmiş değil. Ancak, tedbirli olmak açısından uzmanlar elektromanyetik alanlarla temasımızın azaltılmasını tavsiye ediyorlar.

 

Cep telefonlarında hangi dalgalar kullanılıyor ?

Cep telefonları, elektromanyetik dalgalar grubunda olan radyofrekans yayarlar. 1980'li yılların başlarında mobil telefonlar ''dijital teknoloji'' henüz ortada olmadığından 400 veya 900 Mhz'lik analojik frekanslar ile çalışıyordu. 1990'lı yılların başlarından itibaren ise, bugün halen kullanılmakta olan dijital teknolojiler telekomünikasyon sistemlerindeki ağırlıklı teknoloji haline geldi.

Avrupa'da önce 900 MHz frekans kullanan GSM sistemleri hizmete sokuldu, 1997 yılında ise 1800 MHz (GSM 1800) dalga boyu kullanan DCS sistemi devreye girdi. Son yıllarda ise hem 900 hem de 1800 MHz frekansların ikisini de kullanabilen telefonlar kullanıma sokuldu.

 

3G veya UMTS teknolojili cep telefonları ise 1900 ve 2100 MHz radyofrekans alanları ile çalışmakta. 4G teknolojili cep telefonları 800 MHz ve 2600 MHz dalga boyları kullanabilecekler. Ancak yeni gelişmeler 4G teknolojili telefonlarda 800 MHz ve 2600 MHz dışında 1800 Mhz'lik dalga boyunun da kullanılacağını gösteriyor.

 

Cep telefonları kullanılmaya başlandığından beri, gelişen teknoloji ile birlikte kullanıcıların maruz kaldığı radyofrekans dalgaları da azaldı. Buna rağmen uzmanlar, cep telefonu satın alırken düşük SAR (Specific Absorption Rate) değeri olan telefonların tercih edilmesini öneriyorlar. SAR, insan vücudu tarafından emilen yüksek frekanslı dalgaların miktarı anlamına geliyor. Örneğin Fransa'da bu değerin cep telefonları için 2W /kg'ın altında olması gerekiyor. Yani aynı konuşma kalitesi sunan ve mümkün olan en düşük SAR değeri olan telefonlar sağlık için potansiyel olarak daha az risk taşıyor.

 

Cep telefonları tarafından yayılan radyofrekans dalgaları, bir coğrafi alanı kapsama altına alan baz istasyonuna ulaşır. Kullanıcının konuşma esnasında hareket halinde olması, telefonun bir baz istasyonundan başka bir baz istasyonuna atlamasını gerektirir. Cep telefonu, yaydığı radyofrekans dalgalarını baz istasyonunun uzaklığına göre ayarlar.

Kullanıcı en fazla radyofrekans dalgalarına hareket halinde konuşurken ya da cep telefonunun iyi çekmediği yerlerde maruz kalır.

 

Cep telefonlarının yaydığı radyofrekans dalgaları zararlı mı ?

Çok yüksek dozda, radyofrekans dalgaları vücut dokularında ısınma nedeniyle ''termik etki''ye bağlı harabiyet yaratırlar. Ancak hücre kültürleri ve hayvanlar üzerinde yapılan bilimsel araştırmalarda, cep telefonları tarafından yayılan radyofrekans dalgaları, baz istasyonları da dahil olmak üzere dokular üzerinde termik etki yaratacak kadar yüksek düzeyli değildir.

 

Teorik olarak radyofrekans alanlarının hücre DNA'sı üzerinde kanserle sonlanacak mutasyon yaratabilecek kadar güçlü olmadığı düşünülüyor. Bugünkü bilgilere göre, bu elektromanyetik alanların hangi mekanizma ile biyolojik etki yarattığı da henüz bilinmiyor, ancak tabii ki bu bir risk olmadığı anlamına gelmiyor.

 

Cep telefonları kanser yapıyor mu ?

Biilim insanlarının elindeki bilgiler henüz cep telefonları ile kanser arasında kesin bir bağlantı kurulması için yeterli değil. Bu, çok uzun süreli araştırmalar gerektirdiği gibi, araştırmaya katılan gönüllüler arasında yıllar süren bu araştırma sürelerinde toplumdaki normal oranlarda çeşitli kanserlerin ortaya çıkması da ayrı bir zorluk oluşturuyor.

 

Dünya Sağlık Örgütü'nün bir kolu olan Uluslararası kanser araştırma merkezi CIRC, 1999 yılında 13 Avrupa ülkesinde aynı anda ''Interphone'' adlı bir araştırma başlattı. Bu araştırmanın Fransa, İskandinav ülkeleri, Almanya, Japonya ve İsrail'de yayınlanan kısmi sonuçları, herhangi bir risk olmadığı ya da düşük düzeyli risk olduğu yönünde. Interphone, gönüllü katılımcıları en az 10 yıl izleyen ve cep telefonları ile kanser bağlantısını araştıran şu ana kadar yapılan en kapsamlı araştırma.

Interphone'un 2010 yılında yayınladığı bir araştırma cep telefonları ile ''glioma'' ve ''meninjioma'' türü beyin tümörleri arasında belirgin bir ilişki bulunamadığını ortaya koyuyor. Ancak yine de Interphone araştırmasını yürüten bilim insanları, çok yoğun cep telefonu kullanan kişiler üzerinde daha uzun araştırma sürelerine ihtiyaç olduğunu belirtiyor.

 

Interphone araştırmacılarının halen cep telefonlarının ''akustik nörinom'' ya da ''parotis'' bezi tümörlerine sebep olup olmadığı konusundaki çalışmaları ise devam ediyor.

 

Cep telefonları çocuklar için zararlı mı ?

Araştırmacılar çocukların, cep telefonlarının yaydığı radyofrekans dalgalarından daha fazla etkilenebileceğini düşünüyor. Bunun nedeni, çocukların kafatası çaplarının daha küçük oluşu, dolayısıyla aynı dozdaki radyofrekans dalgalarının çocukların beyninde daha fazla alanı etkileyebileceği ve bugünkü çocukların büyüdüklerinde bugünkü erişkinlere nazaran daha uzun süre radyaofrekans dalgalarına maruz kalacak olması.

2010 yılında British Medical Journal 'da yayınlanan bir araştırmada hamilelik sırasında baz istasyonlarının yaydığı dalgalara maruz kalma ile erken çocukluk yaşlarındaki kanserler arasında bir bağ bulunamamış.

 

Şu anda sürmekte olan olan bir başka araştırma ise Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ''MobiKids'' projesi. Bu projede de çocukluk ve ergenlik çağlarında cep telefonu kullanımı ile beyin tümörleri arasında bir bağlantı olup olmadığı araştırılıyor.

 

Tüm bu araştırmalar sonuç verene kadar bilim insanları, çocukların cep telefonlarından kaynaklanan radyofrekans dalgalarına maruz kalmalarının sınırlandırılması ve ebeveynlerin çocuklarını cep telefonlarını en az zarar verecek şekilde kullanmaları konusunda eğitmelerini öneriyorlar.

 

Cep telefonlarından en az zarar görmek için nasıl kullanmalıyız ?

Bugüne kadar cep telefonlarınınn sağlığa zararı bilimsel araştırmalarda kesin olarak kanıtlanamamış olmasına rağmen özellikle uzun vadede bazı kuşkuların olması bu telefonların kullanımında tedbirli olmayı gerektiriyor. Araştırmacılar uygulanabilecek bazı basit önlemleri şu şekilde özetliyor:

  • Cep telefonlarının mümkün olduğu kadar kulaktan ve baştan uzak tutulması: Bunun için kablolu kulaklık kullanılması öneriliyor.

  • Telefon görüşmelerinin mümkün olduğu kadar telefonların iyi çektiği yerlerde yapılması; araç içi, metro, asansör, kapalı otopark, vs. gibi telefonların iyi çekmediği yerlerde kulllanmaktan kaçınılması gerekiyor. Zira cep telefonları, konuşma kalitesini arttırabilmek için iyi çekmeyen yerlerde radyofrekans emisyonunu arttırıyor, dolayısıyla bu da kullanıcının maruz kaldığı dozu daha da arttırıyor.

  • Cep telefonlarını mümkün olduğu kadar az kullanmak. Bu da lüzumsuz ve uzun konuşmalar yapmamayı gerektiriyor.

  • Özellikle araçla hareket halindeyken cep telefonuyla konuşmaktan kaçınmak. Bu durumda sürekli olarak bir baz istasyonundan dierine atlayan cep telefonları daha fazla radyofrekans emisyonu yapıyor.

 

Bu yazı Fransız Ulusal Kanser Enstitüsü Yayınları kaynak olarak kullanılarak Dr. Cem Zeybek tarafından hazırlanmış, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op.Dr.Osman Arıca tarafından kontrolü yapılarak yayına verilmiştir.


11/02/2014

Kaynak: Fransız Ulusal Kanser Enstitüsü Yayınları

 

 

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Pinterest Google+ Paylaş Twitter Facebook Yazdır


Reklamlar