26 Eylül 2020 Cumartesi

Kanserden korunmanın altın kuralları

 

Kanserlerin en az % 30'u oluşması önlenebilir kanserlerdir. Dünya Sağlık Örgütü de bu nedenle kanserden korunmayı kanserle mücadelede en etkin strateji olarak görüyor.

 

Sigara ve tütün kullanımı

Sigara, dünyada önlenebilme imkanı olan kanserden ölümlerin baş sorumlusu, çünkü araştırmalara göre her yıl dünyada kansere bağlı ölümlerin % 22'sinin nedeni sigara. 2004 yılında tüm dünyadaki kanser nedeniyle 7,4 milyon ölümün 1,6 milyonu direkt olarak sigara ve tütün kullanımına bağlı.

 

Sigara içmek başta akciğer, özofagus (yemek borusu), larinks (gırtlak), ağız içi, böbrek, mesane, pankreas, mide, rahim ağzı kanserleri olmak üzere birçok kansere yol açmaktadır. Akciğer kanserlerinin % 70'i sadece sigara ve tütün kullanımına bağlanmaktadır.

 

Pasif içicilerin de yani sigara içmeyen ama sigara içilen ortamda bulunan kişilerin de akciğer kanserine yakalandığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

 

Hareketsizlik, beslenme faktörleri, kilo fazlalığı ve obezite

Beslenme alışkanlıklarımızı değiştirmek kansere karşı korunmada bir diğer önemli faktördür. Çünkü, kilo fazlalığı ve obezite ile yemek borusu, kolon, rektum, meme, rahim ve böbrek kanserleri arasında yakın bir ilişki bulunduğu saptanmıştır.

 

Meyve ve sebzelerden zengin beslenmenin birçok kanser türüne karşı koruma sağladığı düşünülmektedir. Bunun karşıtı olarak da çok fazla kırmızı et ve konserve yiyeceklerin tüketilmesinin de kolon ve rektum kanserlerini arttırdığı ortaya çıkmıştır. Beslenme alışkanlıklarımızı değiştirmekle beslenme faktörlerine bağlı kanserleri engelleyebileceğimiz gibi, kalp ve damar hastlıklarını da azaltmamız mümkün.

 

Düzenli olarak fizik egzersiz yaparak, normal kilonuzu koruyarak ve meyve-sebzeden zengin beslenerek, beslenme faktörlerine bağlı birçok kansere yakalanma riskini azaltabilirsiniz.

 

Alkol tüketimi

Alkol tüketimi özellikle ağız içi, gırtlak, yemek borusu, karaciğer, kolon, rektum ve meme kanserleri oluşumu için önemli bir risk faktörüdür. Alkol tüketimi arttıkça bu risk de artar. Ayrıca alkol tüketen kişi sigara da içiyor ise özellikle ağız içi, gırtlak ve yemek borusu kanserlerinin oluşma riski daha da artar.

 

Enfeksiyonlar

Bazı enfeksiyonların sebep olduğu kanserler gelişmekte olan ülkelerdeki kanserden ölümlerin % 22'sinden sorumludur. Bu oran gelişmiş ülkelerde % 6 civarındadır. Örneğin Hepatit B ve Hepatit C virüsleri karaciğer kanserine, papillomavirüs (HPV) rahim ağzı kanserine, bir bakteri olan Helicobacter pylori ise mide kanserine sebep olabilir.

 

Çevre kirliliği

Hava, su ya da toprakta kanserojen kimyasal maddelerin oluşturduğu kirlilik toplam kanserlerin % 1 – 4'üne sebep olmaktadır. Bu kanserojen maddeler içme suyu, hava kirliliği ya da yeterince havalandırılmayan evlerde solunan hava ile vücuda girmektedir.

Aflatoksin ve dioksin gibi kanserojen maddeler gıda maddeleri ile vücuda girmektedir. Kömür sobasıyla ısınan evlerde ev içinde bu nedenle oluşan hava kirliliğinin dünyada akciğer kanserinden ölümlerin %1,5'inden sorumlu olduğu bilinmektedir.

 

Mesleki nedenlerle kanserojen maddelere maruz kalmak

40'dan fazla kimyasal madde, kimyasal karışım ya da bu kimyasallara maruz kalma şekli ''mesleki kanserojenler listesine alınmıştır. Bu mesleki kanserojenler ile lösemi, akciğer, mesane, gırtlak ve deri kanserleri arasında bir sebep – sonuç ilişkisi olsuğu bilinmektedir. Örneğin ''mezotelyoma'' ile asbest ya da asbest'li ortamlarda çalışma buna örnektir. Dünyadaki lösemilerin % 2'si de mesleki nedenlere bağlanmaktadır.

 

Güneş ışınları ve radyasyon

Güneş ışınlarının (UV ışınları) insan için kanserojen etkisi vardır. Güneş ışınları bazal hücreli karsinom, spinal hücreli karsinom, malign melanom gibi deri kanserlerinin başlıca sebebidir. 2000 yılında dünyada 200 000 malign melanom vakası teşhis edilmiş ve aynı yıl tüm dünyada 65 000 kişi bu nedenle hayatını kaybetmiştir.

Bu olumsuz etkilerden sakınmak için güneş ışınlarına aşırı maruz kalmaktan kaçınılmalı, yüksek koruma faktörlü güneş kremleri kullanılmalı ve güneşten koruyucu kıyafetler giyilmelidir.

Ayrıca bronzlaştırıcı UV lambalarının aşırı kullanımından da kaçınılmalıdır.

 

Radyasyon da insan için kanserojen olan bir diğer nedendir. Başlıca lösemiye sebep olur. Radyasyona ne kadar küçük yaşta maruz kalınırsa, tüm hayat boyunca kanser olma riski o kadar büyüktür.

Ayrıca iyi havalandıırılmamış evlerde oluşan ''radon'' gazı tüm akciğer kanserlerinin % 3 – 14'ünden sorumludur. Radon, sigaradan sonra akciğer kanserinin ikinci başlıca nedeni olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle evlerimizi hergün yeterince havalandırmalıyız.

 

11/05/2014

Bu yazı KolayDoktor.com'un doktorlardan oluşan tıbbi yayın kurulu tarafından aşağıdaki bilimsel kaynaklar kullanılarak özgün makale olarak hazırlanmıştır.

 

Kaynaklar:

1) IARC yayınları

 

2) Fransa Ulusal Kanser Ensttüsü Yayınları

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Pinterest Google+ Paylaş Twitter Facebook Yazdır


Reklamlar