10 Aralık 2018 Pazartesi

Neden tuzu azaltmalıyız ?

 

İşlenmiş gıdaların gitgide artması, hızlı şehirleşme ve buna bağlı olarak yaşam şeklinin değişmesi, beslenme alılşkanlıklarının da değişmesi anlamına geliyor. Dünyanın tüm ülkelerindeki toplumlar artık daha çok kalori, doymuş yağ, trans yağ asitleri, şeker ve tuz içeren besin maddelerini yoğun olarak tüketiyor. Bu kötü beslenme alışkanlığı, daha fazla tuz tüketiminin neden olduğu hipertansiyon, inme ve çeşitli kalp – damar hastalıklarına yol açıyor. Bu tür beslenme aynı zamanda insanların daha az meyve – sebze ve lifli gıdalar tüketmesine de neden olmakta. Oysa sebze – meyve ve lifli gıdalar yönünden zengin beslenme sağlıklı beslenmenin zeminini oluşturuyor. Meyve ve sebzelerin, tansiyonu düşürücü etkisi olan potasyum açısından zengin olduğunu da unutmamak gerekiyor.

 

Beslenmemizde tuz, ya fazla tuz içeren işlenmiş gıdalardan (hazır yemek, salam, sosis, sucuk, peynir, salamura zeytin, tuzlu atıştırmalıklar, vb.) ya da hergün fazla miktarda tükettiğimiz ekmek veya işlenmiş diğer tahıl ürünlerinden gelmektedir. Bunun yanısıra, pişirme esnasında yemeğe eklenen tuz, tablet bulyon ya da sofrada tabaktaki yemeğe konan tuz ve çeşitli soslar da vücuda çok önemli miktarda tuz alınmasına sebep olur. Ayrıca süt, et ve kabuklu deniz hayvanlarında da sodyum doğal halde bulunur. Bazı gıda maddesi üreticileri, ürün etiketlerinin üzerine içerikteki tuz miktarını yazmaktadırlar. Tüketicilerin ürünü alırken ne kadar tuz içerdiğine dikkat etmeleri tavsiye edilmektedir.

 

Dünya Sağlık Örgütü, erişkinler için günde en çok 5 gram (bir tatlı kaşığı kadar) tuz tüketimini tavsiye etmekte ve bu da günlük 2 gram sodyuma denk gelmekte. 2 – 15 yaş arasındaki çocuklar için ise erişkin dozundan biraz daha az tuz tavsiye etmektedir. Kullanılan tuzun da mutlaka iyotlu olması gerekmektedir. İyot, anne karnındaki bebeğin sağlıklı beyin gelişimi ve küçük yaştaki çocukların da genel beyin fonksiyonlarının gelişmesi için yararlıdır. Dünya Sağlık Örgütü aynı tavsiyesinde alınması gereken günlük potasyum miktarını da en az 3,5 gram olarak saptamış bulunuyor.

 

Oysa yapılan araştırmalara göre dünya nüfusunun büyük bir bölümü günde 9 – 12 gram, yani tavsiye edilenin 2 katı tuz tüketiyor ve bu durum da dünya toplumlarının büyük bir bölümü için yüksek tansiyon, inme ve çeşitli kalp-damar hastalıklarına davetiye çıkarıyor.

 

Dünya Sağlık Örgütü üyesi ülkeler 2025 yılına kadar dünyada kişi başına tuz tüketimini % 30 azaltmayı hedefliyor. Araştırmacılar, günlük tuz tüketiminin günde 5 grama indirilmesiyle dünyada her yıl 2,5 milyon ölümün önlenebileceğini belirtiyor.

 

Beslenmemizde tuzu nasıl azaltabiliriz ?

Bu konuda okul, fabrika, şirket, hastane yamekhaneleri gibi toplu yemek yenilen yerleri ve gıda sanayini kapsayan yasal düzenlemelerin yanısıra toplumun bilinçlendirilmesi de önem taşımaktadır.

 

Evimizde alabileceğimiz önlemler ise şöyle sıralanabilir:

  • Yemek pişirirken konulan tuzu en aza indirmek,

  • Yemek masasından tuzluğu kaldırmak,

  • Tuzlu atıştırmalıkları tüketmeyi azaltmak,

  • Doğal olarak sodyum içeriği düşük olan gıdalarla beslenmek.

 

Alınabilecek diğer önlemler:

  • Restoranların masalarından tuzlukların ve çok fazla tuz içermesi nedeniyle soya soslarının kaldırılması,

  • Market raflarında çok yüksek tuz içeren gıda maddelerinin etiket ile belirtilmesi,

  • Hastanelerde ve diğer sağlık kuruluşlarında broşür, pankart, vb yöntemlerle hasta ve hasta yakınlarının bilinçlendirilmesi,

  • Çocukları daha küçük yaşlardan itibaren bu konuda eğiterek, daha az tuza alışık bir damak tadı geliştirmelerini sağlamak.

 

Gıda sanayicileri tarafından alınabilecek önlemler:

  • Ürettikleri ürünlerdeki tuz oranını, tüketicilerin daha az tuzlu tada alışmalarına zaman tanıyacak şekilde belirli periyodlarla gitgide azaltmak,

  • Satış noktalarında ve reklamlarda daha az tuz içeren gıda maddelerinin sağladığı avantajlar konusunda tüketicileri bilinçlendirici mesajlar vermek.

 

Fazla tuz mide kanserine de sebep olabiliyor

Bir İngiliz kanser araştırmaları kuruluşu olan World Cancer Research Fund UK, 2012 yılında yayınladığı araştırma sonuçlarında, sadece tuz tüketimini azaltarak İngiltere'de her 7 mide kanserinden 1'inin önlenebileceğini ortaya koymuş bulunuyor. Midedeki Helicobacter pylori bakterisi, mide kanserlerinin % 80'inden sorumlu. Fazla tuz mide duvarlarında inflamasyona neden olmakta ve bu nedenle Helicobacter pylori bakterisi enfeksiyonuna neden olmaktadır. Mide kanserinin geç belirti vermesinden dolayı genellikle tanısının geç konabildiğini ve bu nedenle 5 yılda hayatta kalma oranının % 15 olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Ayrıca yine fazla tuzun vücuda fazla sodyum getirmesi nedeniyle kalsiyum kaybına neden olduğu ve bunun da osteoporoz olarak adlandırılan kemik erimesine sebep olduğu da biliniyor.

 

19/01/2016

Bu yazı KolayDoktor.com'un doktorlardan oluşan tıbbi yayın kurulu tarafından aşağıdaki bilimsel kaynaklar kullanılarak  özgün makale olarak yazılmıştır. Yazının ve görsellerinin tüm yayın hakları KolayDoktor.com'a aittir. Hiçbir şekilde kopyalanamaz. Başka yerde yayınlanamaz. Kopyalanması halinde yasal işlem uygulanacaktır.

 

 

Kaynaklar

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) yayınları (Aralık 2015'de konsülte edildi).

 

World Cancer Research Fund yayınları (Ocak 2016'da konsülte edildi).

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Pinterest Google+ Paylaş Twitter Facebook Yazdır


Reklamlar