21 Ekim 2018 Pazar
Anasayfa Boyun fıtığı

Boyun fıtığı (Servikal disk hernisi)

Boyun ağrıları insanların karşılaştığı en eski ve en yaygın problemlerden biridir. Bu konu ile ilgili 4600 yıl önce Mısır'da papirüslere yapılmış eserlere rastlanmıştır. Yine Hipokrat'ın boyun yaralanmaları ve boyun germe- tedavi uygulamaları ile ilgili çeşitli çalışmaları vardır (2).

 

Boyun ağrıları günümüzde de kronik ağrı sıralamasında, bel ağrılarından sonra ikinci sırayı oluşturur.

 

Genel popülasyonda her 3 kişiden biri hayatlarının bir döneminde çeşitli nedenlere bağlı olarak gelişen boyun ağrılarından şikayetçi olmaktadır. Erişkin popülasyondaki görülme oranı genelde % 10, kadınlarda % 12, erkeklerde % 9 olduğu, kadınlarda 1,8 kat daha fazla görüldüğü saptanmıştır. Erişkin nüfusunun % 35'i yaşamının bir döneminde boyun ağrısı atağı geçirir. 25-29 yaş arası çalışan kişilerin % 23-30'u, 45 yaş üzerinde ise % 50'si en az bir kez boyun ağrısı ve tutukluk öyküsüne sahiptir. Boyun ağrısı ile hastanın yaptığı iş arasında ilişki saptanmıştır. Çalışırken vucudunu efor olarak daha çok kullanan kişilerde kullanmayanlara göre daha fazla görülür (3) .

 

Boyun fıtığı nedir ? Nasıl oluşur ?

İnsan omurgası; 7 servikal (boyun), 12 torakal (sırt), 5 lomber (bel), 1 sakral (5 sakral omurga) birleşerek tek bir omur halini alır) ve 1 koksigeal (3 – 4 koksigeal omur birleşerek tek bir omur halini alır) (kuyruk sokumu) olmak üzere 33 omurdan oluşur. İnsan omurgası ana gövdeyi ve ekstremiteleri destekleyen güçlü, fakat esnek bir yapıya sahiptir. Kafa tabanından başlar, kuyruk sokumunda sonlanır. Postürün sağlanmasında, vücut ağırlığının taşınmasında, harekette, omurilik ve sinir köklerin korunmasında önemli görevleri vardır. Omurgayı oluşturan 33 omurdan 24 tanesi hareketli (boyun – sırt - bel) olup, 9 tanesi (sakral ve koksigeal) hareketsizdir.

 

Omurga, omur (vertebra) denilen birbirine bağlı kemik yapılardan oluşur. Disk ise kemik yapılar arasında yastık, hatta bir nevi amortisör görevi gören kıkırdak ağırlıklı bir yapıdır. Diskler ''anulus fibrozis'' denilen sağlam bir dış tabaka ile bunun içerisinde yer alan, nispeten daha hareketli, ''anulus pulpozus'' denilen katmandan oluşur. Gövdenin ağır yükünü taşıyan özellikle alt boyun omurları sıklıkla dejenere olur ve sonuçta anulusu yırtan nukleus pulpozus, dışarı doğru fıtıklaşır (herniye olur). Bu fıtıklaşmanın yarattığı şikayetler servikal disk hastalığı olarak tanımlanır (15). Omurlar arası disk vücuttaki en büyük damarsız yapıdır. Bu özelliği onun yapısal bozukluklarının iyileşme potansiyelinin olmadığı anlamına gelir. Gençlerde diskin su içeriği %88 iken, yaşlılarda %70'den azdır. Yani yaş ilerledikçe dejenerasyon artar. Bir yırtık veya yarılmanın iyileşme olasılığı yoktur. Kan dolaşımı olmadığı için bu yapısal bozukluklar düzelemez ve disk orijinal eski haline geri dönemez. (1).

 

Servikal (boyun) omurga daha öncede bahsedildiği gibi yedi omurdan oluşmuş, baş ve gövdeyi birbirine bağlayan en hareketli omurga segmentidir. Servikal bölge omurgasının normal anatomik açısı lordoz denilen açıklığı arkaya bakan bir yay şeklindedir.

 

Kimlerde olur ? Herhangi bir yaş sınırı var mı ?

Servikal disk hernilerinin büyük çoğunluğu 20-40 yaş arasında olmakla birlikte genç erişkin ve yaşlılarda da görülebilmektedir.

 

Servikal disk hastalığı ve spondiloz omurlar arası disk dejenerasyonu sonucu gelişen aynı hastalığın değişik spektrumlarıdır. Bu spektrum içerisinde yer alan patolojileri basitten komplikeye doğru tek taraflı yumuşak disk herniasyonu, orta hat disk herniasyonu ve omurilik basısı, servikal spondiloz (bir nevi kireçleme) ve radikülopati (kollar ile ilgili şikayetler), servikal spondiloz ve miyelopati (omurilik etkilenmesi veya hasarı) olarak sıralayabiliriz.

 

Servikal disk hernisinin meydana gelmesinde; omurlar arası disk dejenerasyonuna da neden olan yaşlanmanın, aşırı yüklenme ve travmanın, uzun süreli anormal postürde çalışmanın (örn: masa başı, bilgisayar karşısında çalışmak gibi), genetiğin, sigara içiciliği, vasküler hastalıklar ve diabetes mellitus (şeker hastalığı) gibi dolaşımı, dolayısıyla disk beslenmesini bozan patolojilerin, kronik inflamatuar artropatilerin (romatizma vb.), eğitim düzeyinin ve psikososyal faktörlerin rol aldığını söyleyebiliriz.

 

Belirtileri nedir ?

Servikal disk herniasyonları (Boyun fıtığı); Akut Disk Herniasyonu, Dejenere Diskin Akut Herniasyonu ve Kronik Disk Dejenerasyonu olmak üzere 3 grupta incelenir:

 

Akut disk hernisi olan hastalar genelde gençtir. Genelde şiddetli bir travma öyküsü vardır. Beraberinde kemik hasarı da görülebilir.

 

Dejenere diskin akut herniasyonunda ise, genelde travma öyküsü yoktur, bulgular akut gelişir ve gittikçe artar, kalsifikasyon veya kemik yapıda bozukluk yoktur. Bunlar “yumuşak disk herniasyonu” olarakta bilinir. Ameliyat dışı tedaviye genelde cevap verirler.

 

Kronik disk dejenerasyonunda ise, hem akut disk herniasyonlarında hem de çevre bağ doku içinde kalsiyum birikmesine bağlı olarak sert diskler meydana gelir (11).

 

Boyun fıtığında hastaların kliniği değişkendir ve hem disk hernisinin lokalizasyonu, hem de şiddetine ve süresine bağlıdır. Boyun fıtığında ortaya çıkan bulgu ve belirtiler basıya uğrayan sinir köküne göre değişkenlik gösterir. Sinir kökü basısı olduğunda tipik olarak bir ağrılı sendrom vardır. Brakialji denilen tablo içinde boyundan başlıyan ağrı kol, önkol ve el yönünde iner. Boyun hareketlerinde ağrı ve kısıtlılık, boyun-omuz kaslarında spazm ve radikülopati (kola belli bir istikamette yayılan ağrı) ile beraberdirler.

 

Daha az sıklıkta omurilik basısı sonucu myelopati (omurilik hasarı) veya radikülopati ve myelopati kombinasyonu olabilir. Erken dönemde ağrı ön planda iken, kronik dönemde radiküler ağrı ön planda değildir. Sıklıkla sinir kökünün hükmettiği alanda duyu değişikliği, kolda kuvvetsizlik ve adale atrofisi (hacim kaybı) gözlenir.

 

Boyun omurları problemlerinin en sık görülen belirtisi ağrıdır. Boyunda omur gövdesi, omurlar arası disk ve ligamentum flavum (disk etrafındaki bağ doku) dışındaki tüm yapılar ağrıya duyarlıdır. Ağrı, boynun ön-yan-arkasına, sırta, omuza, kürek kemiklerine ve kollara yayılabilir. Buna ilaveten ağrı, boyunun çeşitli normal hareketleri sırasında ortaya çıkabilir, yatışabilir ya da artabilir.

 

Boyun fıtığında, sinir kökü dağılımına uygun olarak uyuşma ve karıncalanma görülür. Bu durum boyunun ya da kolun pozisyon değiştirmesiyle rahatlar.

 

Orta hat boyun fıtıklarında kollarda güçsüzlük, bacaklarda yürümekle oluşan dengesizlik, geniş tabanlı yürüme, sfinkter (idrar - büyük abdest kaçırma) kusuru olabilir (4). Bacaklardaki spastik güçsüzlük en yaygın bulgudur. Miyelopati (omurilik hasarı) ne kadar şiddetli ise o kadar refleks ve his (soğuma, yanma, elektriklenme, seyirme, titreme) bozuklukları olabilir. Güçsüzlük şiddeti değişebilir. Omurilik hasarı tespit edilen hastalarda sfinkter (idrar ve büyük abdest kaçırma) kusuru %33 oranında görülür (5).

 

Yukarıdaki spesifik bulgular dışında boyun fıtığında boyun ağrısına yol açan birçok faktör olduğu için zengin ve karmaşık bir şikayet ve bulgular topluluğu ile karşılaşılabilir. Bunlar: Başağrısı ve oksipital nevralji (ensede belirgin baş ağrısı), psödoanjina pektoris, bulanık görme, gözyaşı, salgısında artma, göz arkasında ağrı, tinnitus (kulak çınlaması), denge ve işitme bozuklukları, yüzde ağrı, yutkunma güçlüğü, nefes almada zorluk, taşikardi, düşme atakları, bulantı, kusma şeklinde ortaya çıkabilir (6).

 

Tanısı nasıl konur ? Hangi testler ve radyolojik incelemeler yapılır ?

Kendiliğinden başlayan boyun ağrısı, boyun hareketlerinde kısıtlılık, omurga yanlarındaki kaslarda spazm, hassasiyet ve bazen akut tortikollisle (şiddetli boyuntutulmasına bağlı boyun eksen bozukluğu) birlikte olabilir. Uygun bir konservatif tedaviye rağmen erken dönemde azalmayan her boyun ağrısı radyolojik olarak incelenip, ağrı kaynağının saptanması gerekir (11).

 

- Direk grafi

- Myelografi

- Myelografik BT

- Radyonüklit Görüntüleme

- Ultrasonografi (USG)

- Arteriografi

- Diskografi

- Bilgisayarlı Tomografi (BT)

- Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG)

- Elektromyografi (EMG)

 

Diskografi, myelografi ve BT myelografi yöntemlerinin tanı oranı yüksektir, fakat ortaya çıkabilecek komplikasyonlar nedeniyle riskli girişimsel yöntemlerdir. Bu tanı yöntemlerinin kesin kullanım endikasyonları net değildir. Her tekniğin üstün ya da zayıf olduğu yönler vardır. Bunlara karşın MRG, noninvaziv, radyasyon riski olmayan, fonksiyonel ve hücresel yapıda henüz bildirilen yan etkisi saptanmayan güvenli bir görüntüleme yöntemidir. MRG’nin lomber omurgada diğer görüntüleme yöntemlerine göre üstünlüğü; erken evre disk dejenerasyonunu göstermesi, omurga ve çevre yumuşak dokulara ait patolojileri üç boyutlu olarak hassas bir şekilde ortaya koymasıdır. BT ise omurga kemik yapısını son derece iyi şekilde ortaya koyar. EMG, sinirin kendisine ait patolojileri ve etkilenim düzeyini gösteren ayırıcı tanıda önemli bir testtir.(16).

 

Görüntüleme çalışmaları, servikal (boyun) omurga problemlerinin değerlendirilmesi ve tedavisinde önemlidir. Bununla birlikte, görüntüleme yöntemleri anatomik farklılıkları gösterir, bu farklılıkların semptoma neden olup olmadığını bildirmez. Yapılan bir çalışmada 40 yaşın altındakileri asemptomatik kişilerin %14'ünde, 40 yaşın üstündekilerin ise %28'inde radyolojik anormallikler tespit etmişlerdir. Bu anormalliklerin, %5'inde disk hernisi, %20'sinde foraminal stenoz (sinir kökünü etkileyen kanal darlığı) saptanmıştır. Bu nedenle hasta, her zaman şikayetleriyle birlikte değerlendirilir (7).

 

 

Boyun Fıtığında tıbbi tedavi

Yatak istirahati: Boyun hareketlerinde çok ciddi kısıtlılık olan ve buna kol ağrısının da eklenmiş olduğu hastalara 3-4 günlük yatak istirahati vermek yeterlidir. Uzun süreli mutlak yatak istirahatinin akut boyun ağrısı tedavisinde etkinliği kanıtlanmamıştır. Boyunun istirahati tam yatak istirahati şeklinde olabileceği gibi, servikal boyunluk ile bölgesel de olabilir. Yumuşak boyunluklar, akut yumuşak doku hasarlarında ve kısa dönem için önerilirler; devamlı olarak kullanımı 3-4 günü aşmamalıdır.

Medikal tedavi: Basit analjezikler, nonsteroid anti-inflamatuar İlaçlar (NSAİİ), kortizon, morfin benzeri ilaçlar, kas gevşeticiler, antideprasanlar tedavide kullanılmaktadır.

Fiziksel tıp ve rehabilitasyon uygulamaları: Analjezik akımlar, sıcak-soğuk uygulamaları, traksiyon, egzersizler, manipulasyon, spinal ortezler.

Sıcak uygulama: Hidrokollatör paketler, infraruj sıcak su torbaları, elektrik yastıkları, parafin, hidroterapi ile yüzeyel ısınma; ultrason, kısa dalga-mikro dalga diatermi ile derin ısınma sağlanır.

Soğuk uygulama: Buz paketleri, buz masajı ve etil klorür spreyleri şeklinde uygulanabilir.

Servikal traksiyon: Manuel veya mekanik olarak, sürekli veya intermittan şekilde uygulanabilir.

Masaj: Mekanik ve refleks etkilerinden yararlanılır.

Manipülasyon: Başlıca etkisi hareket limitasyonunu düzeltmektir.

Elektroterapi: Alçak frekanslı akımlar (Sinüzoidal, diadinamik, eksponansiyel ) analjezik ve trofik etkilerinden yararlanılır. Orta frekanslı akımlar: İnterferans akımlar.

Egzersizler: İzometrik boyun egzersizleri, germe, fleksibilite ve güçlendirme egzersizleri, aerobik egzersizler, postürel egzersizler ve relaksasyon egzersizleri önerilir.

Epidural ve paravertebral kök blokları;

Diskografi, epidural ve transforaminal enjeksiyonlar (8,9,17)

 

Boyun fıtığı için hangi evreden itibaren tıbbi tedavinin yeterli olmadığına ve cerrahi tedavi gerektiğine karar verilir ?

Daha önce anlatılan tedavilerle ağrılarında değişiklik olmayan hastalar için cerrahi gerekebilir. Cerrahinin amacı, sinir üzerine bası yapan disk kısmını çıkarmak gereğinde ilgili daralmış kemik kanalları açmaktır. Bu prosedüre “diskektomi” adı verilir. Disk hernisinin (boyun fıtığının) yerine bağlı olarak, cerrah omurgaya ulaşabilmek için boynun ön ya da arkasından insizyon (giriş) yapabilir. Boynun önünden (anterior yaklaşım) mi yoksa arkasından (posterior yaklaşım) mı operasyonun uygulanacağı ile ilgili teknik karar disk hernisinin tam yeri, cerrahın tercihi ve deneyimi gibi birçok faktörden etkilenir.

Cerrahi endikasyonlar bel fıtığındaki cerrahi gereksinime benzer.

1- Acil girişim gerektiren kol ve/ veya bacaklarda kısmi yada tam felce gidiş, idrar yapamama veya kaçırma, büyük abdest kaçırma, seksüel disfonksiyon

2- Erken girişim gerektiren ilerleyici nörolojik defisit (Kas gücünde azalma, duyu kusuru, refleks bozuklukları)

3- Tutucu tedaviye yanıt alınamayan ağrı ve şikayet (hem şiddetli, hem de aktiviteyi çok kısıtlayıcı, dört haftadan uzun süren) olmalıdır.

4- Olgunun kliniğinin Bilgisayarlı Tomografi (BT) veya Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) tetkikleriyle uyumluluğu olarak sıralanabilir (18).

 

 

Cerrahi tedavi (Ameliyat yöntemleri, hangi tür anestezi altında yapılır, ameliyat ne kadar sürer, ne kadar hastanede yatılır ?

Disk içine olan Girişimler:

- Kimyasal madde enjeksiyonları

- Laser

- İntradiskal Elektrothermoterapi (nükleoplasti)

Açık cerrahi (Diskektomi) :

Mikrocerrahi (Mikrodiskektomi) :

Endoskopik Diskektomi:

- Mikroendoskopik Diskektomi

 

Cerrahi olarak değişik girişim yolları ve teknikleri mevcuttur. Füzyonlu (omurga sabitleyici) veya füzyonsuz, anterior (boynun önünden) girişimler ve posterior (enseden) laminatomi, laminektomi, hemilaminektomi ve foraminatomi ile olan girişimler, diskin yerleşimine ve cerrahın tercihine göre karar verilir. Tüm cerrahi tekniklerin avantaj ve dezavantajları vardır. Hepsinde amaç komplikasyonsuz bir şekilde fıtığı çıkarmak ve cerrahi sonrası omurga stabilitesini korumaktır. Ameliyat sonrası omurga stabilitesinin takibi önemlidir. Omurlar arası diskin, kemik yapının, ligamanların, kasların ve çevre dokuların omurga stabilitesinde büyük katkısı vardır. Cerrahi sonucu bu dokulara verilecek zarar ve geniş eksizyonlar omurganın stabilitesini bozar ve fizyolojik yüklenmeler sonucu ağrı ve nörolojik bulguların ortaya çıkmasına neden olabilir. (14)

 

Dünyada başarı seviyesi yüksek olduğu için en sık tercih edilen yöntem mikrocerrahi yöntemidir. Bu yöntemde; MR ve gerekli diğer görüntüleme teknikleriyle ayrıntılı olarak fıtıklaşmış olan düzey tespiti yapılır. Hasta anestezi eşliğinde uyutulur. Boyun pozisyon verilerek sabitlenir, sırt üstü yatırılır ve mikroskop, skopi gibi cihazlarlarla destekli olarak ameliyat başlar. Önceden doğrulaması yapılmış bölgenin üzerinden küçük bir alanın cerrahi kesisi ile fıtıklaşmış alana ulaşılmaya çalışılır. Ameliyat esnasında da skopi çekimleriyle sık sık yer doğrulaması yapılır. Operasyonda amaç sinirlere zarar vermeden sadece fıtıklaşmış ve fıtıklaşması muhtemel olan dokunun mikro aletlerle uzaklaştırılmasıdır. Çıkarılan disk materyali yerine stabilizasyonu sağlamak için genelde kemik materyal veya metal protezler kullanılır. Ameliyat tamamen operasyon mikroskobu altında yapılır. Ameliyat süresi hastanın mevcut tablosu ve yapılacak cerrahi girişime göre değişir. Mikrocerrahi ile fıtık tedavisi oldukça başarılıdır ve genelde hasta uyanır uyanmaz anında farkı hisseder.

Operasyonlarda tercih edilen yöntem genel anestezidir. Hastalar genelde tercihe göre 4-6 saat sonra ayağa kaldırılır ve yürütülür. Ortalama hastane de kalış süresi 1-2 gündür. Boyunluk kullanım süresini operatör hastaya uygun olarak belirler.

Boyun fıtığı tekrarlar mı ?

Ağrının cerrahiden sonra düzelmemesi ve belirtilerin tekrarlaması mümkündür. %3-5 Oranında servikal disk hernisi nüks edebilir.

 

Boyun fıtığı ameliyatının muhtemel komplikasyonları

Girişim sırasında çevre yapılarda olan yaralanmalar: Yemek ve soluk borusu delinmeleri nadir görülür. En sık görülen problem geçici boğaz ağrısı, ses kısıklığı ve yutma güçlüğüdür. Rekürren laringeal sinir hasarına bağlı ses teli fonksiyon bozukluğu olabilir. Bu olay %11 geçici, %40 kalıcı olabilir. Damar (şah damarı) yaralanmaları ciddi bir hasar da olsa nadir görülür.

Omurilik ve sinir kökü yaralanmaları: En ciddi ve de en korkulan fakat nadir görülen bir komplikasyondur. Miyelopati ve ciddi spondilozu olan hastalarda, dar kanalı olan hastalarda pozisyon ve entübasyon (anestezi procedürü) sırasında risk artabilir. Bazı durumlarda kanama, omurilik zarında yırtılmaya bağlı beyin omurilik sıvısının kaçağı ya da sinir kökünde zedelenme ortaya çıkabilir. Bu sorunların tedavisi genellikle tama yakın yapılır.

Kemik füzyon problemleri: Kullanılan greft – plak, vida gibi malzemeler öne, arkaya kayabilir. Arkaya kaydığında omurilik basısı, öne kaydığında yemek ve soluk borusu basısına yol açabilir. Greft atması yada rezorbsiyon bu tekniklerin hepsinde görülebilir.

Enfeksiyon

Anestezi komplikasyonları

Diğer komplikasyonlar: Ameliyattan sonra boyunda, omuzda, kürek kemikleri arasında bazı hastalarda aylarca süren baskı ve sıkıntı hissi, bazen boğazda dolgunluk hissi olabilir. Servikal anterior diskektomi ve füzyon ameliyatlarından sonra psödoartrozis, greft kayması, yetersiz dekompresyon, yanlış tanı ve komşu disk mesafelerinde problemlerin ortaya çıkması ikinci bir ameliyat sebebi olabilir (12,13).

 

Bel fıtığında ameliyat sonrası dönem

Ameliyattan sonrası erken dönemde anesteziye bağlı bulantı bazen kusma şikayetleri görülebilir. Bu şikayetler için genelde ilaç tedavisi yeterli olur. Ameliyattan sonrası, anestezinin etkisi tamamen geçtikten sonra su yada yemek verilecektir. Bu süre genellikle 4-6 saat kadardır. Yemek sonrası hasta ayağa kalkabilir. Ameliyattan sonra ameliyat bölgesinde birkaç gün geçici ağrı ve yutkunma şikayetleri olabilir. Operasyon öncesi varolan kol uyuşması genellikle operasyon sonrası da bir süre devam eder. Ameliyat öncesi kolda kuvvet kaybı oluşmuşsa cerrahi tedavi ile tamamen düzelmeyebilir, kuvvet kaybı kalabilir (bu ameliyata girişteki kuvvet düzeyiyle yakın ilişkilidir). Ancak cerrahi tedavi kolun daha da güçsüz olmasını engelleyecek ve ağrının ortadan kalkmasını sağlayacaktır. Ameliyattan sonraki gün yada günlerde kullanılacak ilaçların reçete edilmesi ile eve çıkış mümkün olabilir. Bu ilaçlar gereğine göre, ağrı kesici, antienflamatuar ve kas gevşetici ilaçlar ve bu ilaçların midede oluşturacağı etkileri azaltmak için kullanılacak olan mide koruyucu ilaçlardır. Boyun fıtığı ameliyatından sonra normalde resmi istirahat süresi 20 gündür ve bu süre hastanın durumuna ve rehabilitasyon ihtiyacına göre uzatılabilir.

 

Cerrahi sonrası doktorunuz uygulanan cerrahi procedüre göre ne kadar süre boyunluk kullanılacağı ve normal günlük aktivitelerinize ne zaman dönüleceği ile ilgili olarak bilgi verecektir.

 

Boyun fıtığı tedavisinde hastaya ameliyat sonrası fizik tedavi uygulanır mı ?

Kapsamlı bir ameliyat sonrası rehabilitasyon programı, günlük yaşam aktivitelerini devam ettirebilmek için önerilebilir. Cerrahi sonrası birçok hasta postoperatif egzersiz programından ya da gözetimli fizik tedaviden yarar görebilmektedir. İyileşme döneminde size yardım edecek egzersizler ilgili doktor tarafından belirlenir. Boyun fıtığının neden olduğu omuz ve kollardaki ağrıyı azaltmada cerrahi çok etkilidir. Yine de boyun ağrıları bir süre devam edebilir.

 

Uygun bulunan hastalarda; ameliyat sonrası dönemde, mevcut, kas güçsüzlüğünü düzeltmede yardımcı olmak, uzun süre ağrı nedeniyle hareketsiz kalmış vucudu güçlendirmek ve günlük hayata hazırlamak gibi amaçlarla hastaların önemli bir kısmının fizik tedavi proğramına alınması uygun olacaktır.

 

Davranışsal ve bilişsel prensipler ve egzersiz programlarının kronik bel ağrısında sakatlığı azaltıcı yönde etkili olduğu çalışmalarla gösterilmiştir. Ameliyat sonrası uygulanan fizik tedavi hem mevcut kas spazmını ve dolayısıyla ağrıyı azaltır, kas gücünü artırır hem de hastanın bundan sonra nasıl yaşaması gerektiğini konusunda daha profesyonel olarak yardımcı olur (19).

 

Boyun fıtığı tedavi edilmezse ne olur ?

Ameliyat endikasyonu konan boyun fıtığı tedavi, edilmediği takdirde bası altında kalan sinirler zaman içinde görevini yapamaz hale gelir. Sinir kökü basısının seviyesine ve fıtığın yerleşimine göre, kollarda ve ellerde bazen bacaklarda hatta seviyeneni altındaki tüm vucutta hissizlik, felç, iktidarsızlık, idrar ve büyük abdest yapamada sorunlar ortaya çıkar. Bunlar büyük oranda kalıcıdır ve ameliyat yapılsa da bir düzelme görülmez. Bu nedenle kollarada özellikle ilerleyici his kaybı, kuvvetsizlik gibi bulgular farkedildiğinde en kısa sürede bir beyin cerrahi uzmanına başvurmak gerekir.

 

Boyun fıtığı ve depresyon arasında ilişki var mıdır ?

Genellikle kronik ağrılı hastalarda süre uzadıkça depresyonun da ortaya çıkması beklenir. Başka bir deyişle kronik boyun ağrılı hastaların depresyon yönünden risk altında olduğu ve hastalık süresi uzadıkça depresyon bulgularının arttığı düşünülebilir. Ağrının erken dönemde tanınıp tedavi edilmesi kişinin daha erken dönemde günlük yaşam aktivitelerine dönmesini bu sayede yetersizlik duygusunun azalmasını, bağımlı yaşamaktan kurtulmasını ve sürenin uzamasına bağlı gelişebilecek depresif semptomların azalmasını sağlar (10).

 

Boyun fıtığından korunma yolları nelerdir ?

- Ani, ters, dengesiz hareketlerden kaçınmak

- Omurgayı, ani, şiddetli ve zorlayıcı, omurga eksenine uygun olmayan dengesiz kuvvetlere maruz bırakmamak

- Yükü dengeli taşımaya çalışmak

- Vucut için ideal kiloya dikkat etmek

- Uzun süre sabit pozisyonda kalmamak (uzun süreli masa başı bilgisayar karşısında çalışmamak)

- Herhangibir iş yaparken bel ve boyun için en rahat pozisyonu seçmek

- Ortopedik yatak ve yastık seçmek

- Gereğinde yapılan işe kısa süreli de olsa ara vermeyi bilmek

- Boyun adalelerini kuvvetlendirmek için günlük düzenli spor yapmak

gibi tedbirler, az da olsa boynunda sorunu olan kişiler için korunmanın altın kurallarıdır.


 

22/11/2014

Op.Dr. Osman ARICA
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı


 

Bu yazının ve görsellerinin tüm yayın hakları KolayDoktor.com'a aittir. Hiçbir şekilde kopyalanamaz. İzinsiz başka yerde yayınlanamaz. Kopyalanması halinde yasal işlem uygulanacaktır.


 

Kaynaklar

1- Hayashi N, Lee H, Weinstein JN: The source of pain in the spine. In Bridwell KH, De Wald RL ed The Textbook of Spinal Surgery, second edition, Vol:2, Philadelphia, Lipincott Raven Publishers:1503-1514,1997.

2- Lagattuta PF, Falco JEF: Assessment and treatment ofcervical spine disorders. Braddom RL, Busehbacker RM, Dumitru D, Johnson EW (Eds.): Physical Medicine and Rehabilitation. W.B. Saunders Company 1996, s.728-755.

3- Phull PS.: Management of Cervical Pain. In: DeLisa J.: Rehabilitation Medicine. Principles and Practise. JB Lippincott. Philadelphia. pg:749-764, 1988.

4- Hoff JT, Hood T: Anterior operative approach for bening forextradural cervical lesion. In : Youmans JR (ed): Neurosurgical surgery. Third edition,WB Saunders company, philadelphia,pp: 2923- 2936, 1990.

5- Mark NH, Volker KH, Sonntag MD: Cervical disc herniations: The anterior approach to symptomatic interspace pathology Neurosurgery Clinics of North America 4: 45; 1993.

6- Addison RG: Cervical Pain Syndrome. Adv. İn Pain Resear. and Ther. 13:227- 30, 1990.

7- Boden S, Mc Cowin P, Davis D, et al: Abnormal magnetic resonance seans of the cervical spine in symptomatic subjects. J Bone Joint Surg 1990; 72: 1178-1184.

8- Bonica JJ: General Considerations of Chronic Pain. İn: Bonica JJ.: The Management of Pain. 2 nd ed. Lea Fabiger pg: 180-195, 1990.

9- Kottke FJ., Stillv/el GK, Lehman JF. Krusen'in Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon El Kitabı. Çeviri Ed. Dr.Necdet Tuna 3. baskı. Nobel Tıp Kitabevi, 1988.

10- Taylor ML (2001) Ethical issues for psychologists in pain management. Pain Med; 2: 147-154.

11- Torrens MJ: Cervical disc disease. In Surgery of the Spine (Findlay G, Dween R eds.) Blackwell Scientific Public Vol. 2: 767, 1992.

12- Cloward RB: Complications of anterior cervical disc operation and their treatment. Surgery 69/2, 175-182, 1971.

13- Bozbuğa M: Nöroşirürji el kitabı (çev). Nobel Tıp Kitabevi istanbul 1996: 482, Mark S Greenberg, Handbook of neurosurgery 1994.

14- Kumaresan S,Yoganandan N, Pintar F.A, Maiman D. J.Finite element modeling of the cervical spine: role of intervertebral disc under axial and eccentric loads. Medical Engineering & Physics 1999: 21; 689-700

15- Özbayır T. Nörolojik travmalar. Dahili ve Cerrahi Hastalıklarda Bakım. Ed: Karadakovan A, Aslan FE, Adana: Nobel Kitabevi, 2010: 1245-1274.

16- Sencer S, Rozanes İ: Bel Ağrılarında Radyolojik Değerlendirme. Özcan E. (ed), Ketenci A, Bel Ağrısı Tanı ve Tedavi. Nobel Kitabevi, 2002, İstanbul

17- Barr KR, Harrast MA. Low back pain. In: Braddom RL (Ed.) . 4th ed. Physical medicine and rehabilitation. Philadelphia: Saunders; 2007. p.883-927.

18- Özgen s: Lomber Disk hastalığında cerrahi tedavinin sonuçları ve prognoz. Omurilik ve Omurga Cerrahisi. Zileli M, Özer F. 675-678 İzmir, 2002.

19- Twomey L, Taylor J: Exercise and spinal manipulation in the treatment of low back pain. Spine 1995: 20(5): 615-619

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Pinterest Google+ Paylaş Twitter Facebook Yazdır


>>
1
<<




Boyun fıtığı ile ilgili videolar




Reklamlar