21 Ekim 2018 Pazar
Anasayfa İnme

İnme

      Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımıyla İnme; görünürde beyin damarlarını etkileyen nedenler dışında başka bir neden olmadan, hızlıca yerleşip, kısmi veya daha nadiren genel beyin fonksiyon bozukluğuna yol açan, 24 saat ya da daha uzun sürebildiği gibi ölümle sonuçlanabilen klinik durumdur.

 

       Daha basit bir tanımla, bir tür kalp damar hastalığıdır. Beyne giden veya beyin içindeki damarların etkilenmesi ile ortaya çıkar. Beyin damarları pıhtı ile tıkandığında beyne kan akımı kesilir, beyin fonksiyonları için gerekli oksijen ve şeker gitmez. Buna tıkayıcı(iskemik) inme denir ve inmelerin %85’ini oluşturur. Bir diğer inme nedeni de beyin içindeki damarların yırtılarak beyin içine kan dolması sonucu ortaya çıkan kanayıcı(hemorajik) inmedir. Nedeni genellikle yüksek tansiyondur. İnmelerin %15’ini oluşturur.

 

İnme, tüm dünyada koroner kalp hastalığı ve kanserden sonra, üçüncü sıklıkta gelen ölüm nedenidir. Ortalama olarak bir yılda, her 1000 kişide 2 yeni inme görüldüğü (insidans) hesaplanmıştır. Yaşlı popülasyonda (45-84) bu oran binde dörde çıkmaktadır. Bir toplumda, belli bir zaman diliminde yaşayan kişilerde inme oranı olarak tanımlanan inme prevalansı ise, binde altı civarındadır. Türkiye için güvenilir istatistiksel kayıtlar bulunmamaktadır.

 

Beyin damarlarındaki tıkanma veya kanamaya bağlı olarak etkilenen beyin bölgesine yeterli kan gitmez, kısa bir sürede o bölgedeki hücreler ölür. Buna bağlı olarak da vücudumuzla ilgili bazı fonksiyon bozuklukları görülür. Bunlar en sık olarak konuşma bozukluğu, vücudun bir yarısında güçsüzlük ve hissizlik, tek veye her iki gözde görme kaybı veya bozuklukları, çift görme, dengesizlik şeklinde karşımıza çıkar.

 

Bu bulgular 24 saatten uzun sürdüğünde inme, daha kısa sürerse geçici iskemik atak (GİA) diyoruz. GİA’lar genellikle 5-10 dakikada düzelirler. Ancak düzelmeleri masum olduklarını göstermez. Hatta zamanında önlem alındığında inmeden korunma sağladığı için tanınması ve zamanında doktora başvurulması çok önemlidir. Çünki GİA geçiren insanların %5-10’u 1 ay, %15-20’si 1 yıl içinde inme geçirmektedir.

 

İnme için risk faktörleri kalp hastalıkları ile benzerdir. Erkek cinsiyeti, ileri yaş, genetik özellikler, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol, sigara, aşırı kilo başlıca risk faktörleridir. Kanayıcı inmelerin en sık nedeni ise yüksek tansiyondur. Şah damarında daralmaya neden olan pıhtılar, kalpte ritm bozuklukları(başlıca atriyal fibrilasyon), kalp kapak hastalıkları ve ileri kalp yetmezliği ise tıkayıcı inmenin önemli nedenleri arasındadır.

 

Geçmişte, inme geçiren hastalar için spesifik bir tedavi yoktu. Ancak, artık ilk 4.5 saatte hastaneye başvurulduğu durumda, tıkayıcı inmeler için ‘tromboliz’ dediğimiz pıhtı eritici tedavi seçeneği vardır.

 

Bu tedavi, çok uzun yıllardır kalp hastaları için kullanılmaktayken, tüm dünyada son 15 yıldır, ülkemizde ise son 5 yıldır, ilacın inme için de ruhsatlandırılmış olması nedeniyle, mümkün olmaktadır. Bu tedavinin uygulanabilmesi için inme hastalarının ilk saatlerde hastaneye başvurmuş olması gerekir. En geç 4.5. saatte tedaviye başlamış olmak gerekiyor. Bu nedenle, inme bulgularından şüphelenildiğinde hemen bir ambulans çağırılmalı, eve doktor getirmek gibi zaman kaybedilmesine neden olacak girişimlerde bulunulmamalıdır. Bu tedavi doğru bir şekilde uygulandığında kanıta dayalı bilgiler gösteriyor ki, 3 ay sonunda %30 daha fazla hasta yaşamını bağımsız olarak sürdürüyor. Başka bir deyişle tedavi edilen her 6-8 hastadan 1 tanesi 3 ay sonunda yaşamını bağımsız sürdürüyor. Ancak kanama komplikasyonu gibi tedavi riski de var, bu nedenle hasta seçimi çok önemli.

 

İnme tanısını koymak için ilk yapılması gereken acil girişimler, nörolojik muayene, kan tetkiki ve beyin tomografisidir. Kan şekerinin aşırı yüksekliği veya düşüklüğü veya beyin tümörleri sonucunda ortaya çıkan klinik bulgular inme bulgularını taklit edebilir. Bu nedenle inmeden şüphelenilen hastalarda hemen kan şekeri bakılması ve beyin tomografisi veya MR yapılması gerekir.

 

İnme geçiren insanların ilk 1 ay içinde %20’si, ilk 1 yıl içinde %30’u kaybedilir. Hayatta kalanların da 1/3’ ü yaşamlarını başkalarına bağımlı olarak sürdürürler. Yani hem hasta yakınları hem de toplum için yükü ağır olan bir hastalıktır.

Bir kez inme geçiren bir insanın yeniden inme geçirme riski ilk 1 ayda %5, 1 yıl içinde %10 ve sonraki 5 yıl içinde ise yılda %5’dir.

 

İnme geçirmeden alınacak önlemlerle, inmeden korunmak mümkündür. Buna ‘birincil korunma’ denir. Bunun için hipertansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği ve obesite gibi risk faktörleri varsa bunları tedavi etmek; sigarayı bırakmak, aşırı alkol tüketimi varsa azaltmak ve egzersiz yapmak önerilmektedir. Bunlar değiştirilebilir ve kontrol edilebilir risk faktörleridir. Oysa yaş, cinsiyet ve genetik gibi risk faktörlerini değiştirmek mümkün değildir. Örneğin tansiyon hastalarının sadece %40’ı bunun farkındadır. Yüksek tansiyon nedeniyle tedavi gören kişilerin de ancak 1/3’ünün tansiyonu kontrol altındadır. Yani ilaç kullanıyor olmak yeterli değildir. Belli aralıklarla tansiyonun ölçülüp yüksek seyretmesi durumunda bu kişilerin hekimlerine başvurması gerekir. Bu da tansiyonun sürekli 140/90mmHg veya üzerindeki değerleri için geçerlidir.

 

İnme geçirdikten sonra da, bu risk faktörlerinin tedavi edilmesi ile, tekrarlayıcı inmeler önlenebilir. Buna ‘ikincil korunma’ denir. Risk faktörlerinin düzenlenmesinin yanısıra, inme nedenlerinin de araştırılması ve nedene yönelik tedavilerin yapılması gerekir. Genellikle inme geçirdikten sonraki ilk birkaç günde bu araştırmalar yapılır. Boyun damarlarını incelemek amacıyla doppler ultrasonografi ve kalp kaynaklı nedenleri araştırmak için de ekokardiyografi, yapılması gereken diğer inceleme yöntemleridir. Elli yaş altında inme geçiren hastalara ayrıca özel bazı kan tetkikleri de yapılabilir. Tüm nedenler araştırılsa da tıkayıcı inme geçiren hastaların ortalama %30’unda inme nedeni bulunamaz.

 

 

Tedavide çeşitli kan sulandırıcı ilaçlar kullanılır. Temel yaklaşım nedene yönelik tedavidir. Eğer hastada ‘atriyal fibrilasyon’ gibi bir ritm bozukluğu veya geçirilmiş kalp kapak ameliyatı varsa kumadin kullanılır. Eğer, inmeden, şah damarında ileri darlığa yol açan bir plak sorumlu tutuluyorsa, bu damarın cerrahi yolla veya stent ile açılması önerilir. Sonuç olarak tedavi ve yaklaşım hastadan hastaya değişir.

 

İnme bulgularının ağırlığı, etkilenen beyin bölgesindeki hasarın derecesine göre, dolayısı ile hastadan hastaya değişir. Bazı hastalarda bulgular günler haftalar içinde düzelirken, hasar ağırsa bu durum, aylar sürebilir. İnme bulguları geliştikten itibaren bir yılda bu bulgular kısmen veya tamamen düzelme gösterebilir ancak bir yıldan sonra, var olan bulgularda bir düzelme beklenmez.

 

Bir kez inme geçiren bir insanın sonraki yıllarda yeni inme atakları geçirme riski normal populasyona göre yüksektir. Tekrarlayıcı inmelerden korunmak için,

1. Yaşam tarzında değişiklik yapmak (sigarayı bırakmak, kilo vermek, tuz ve yağ kısıtlamak, egzersiz yapmak),

2. Varsa hipertansiyon, diyabet, hiperkolesterolemi gibi risk faktörlerini doktor kontrolünde tedavi etmek ve düzenli takiplerini yaptırmak,

3. Doktor önerisiyle, ömür boyu düzenli bir şekilde, pıhtılaşmayı önleyici ilaçları (aspirin, dipyridamole, clopidogrel) kullanmak,

4. Tedavide kan sulandırıcı ilaç olarak kumadin verildiyse, bu ilacın güvenli kullanımı için gerekli laboratuar tetkiklerini, doktorun önerdiği sıklıkta yapmak gerekir.

 

Hasta inme geçirdiği ilk günlerden itibaren fizik tedavi programına alınır. Felçli ekstremitelerin durumuna göre pasif ve aktif fizik hareketler uygulanır, aksi halde bu ekstremitelerde, hareketsizliğe bağlı olarak, eklem yerlerinde kontraktürler oluşur ve bu da hastada şiddetli ağrılara neden olur. Ayrıca kullanmamaya bağlı olarak kaslarda incelmeler görülür. Bu nedenle hastanede yatarken başlayan fizik tedavi programı hasta eve çıktıktan sonra da düzenli olarak sürdürülmelidir. Herşeyden önce hastanın iyileşeceğine inanması ve bu tedaviye aktif katılımı, hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyecektir.

 

İnme geçiren hastaların önemli bir bölümünde (%50-65) yutma güçlüğü görülebilir. Bu durumda yetersiz beslenme, besinlerin akciğere kaçarak enfeksiyona yol açması gibi sorunlar çıkabilir. Genellikle yutma bozukluğu ilk haftalarda düzelir. Yutma yeterli veya güvenli değilse ilk zamanlar beslenme burundan mideye yerleştirilen tüp aracılığı ile yapılır. Bu dönemde hazır mamalar veya evde ezilip sulandırılarak hazırlanan gıdalar kalori hesabı yapılarak verilebilir. Tüp gereği olacak kadar ağır yutma bozukluğu olmayan hastalarda da beslenme çok dikkatli yapılmalı, katı gıdaları yutamıyorsa gene ezilerek ve ufak lokmalar halinde verilmelidir. Hasta oturamıyorsa asla yatar pozisyonda beslenmemeli, sırtı dik pozisyona gelinceye kadar desteklenmelidir.

 

Özellikle yatağa bağımlı hastalarda yatak yaraları gelişebilir. Bu nedenle bu hastaların mobilize oluncaya kadar havalı yataklarda yatırılması ve sık sık çevrilmesi gerekir. Aksi takdirde yatak yaraları ile birlikte yara yerinde infeksiyon gelişmesi hastanın durumunu ağırlaştırarak kaybedilmesine neden olabilir.

 

İnme geçiren hastaların, hastaneden çıktıktan sonra düzenli bir şekilde izlenmesi gerekir. Bu, risk faktörlerinin ve hastalık nedeniyle ortaya çıkabilecek komplikasyonların takibi ve gerektiğinde ilaçların yeniden düzenlenmesi için gereklidir. İnme geçiren hastaların izleminde nöroloji, dahiliye, kardiyoloji ve fizik tedavi doktorları arasında koordine bir çalışma yürütülmesi önemlidir.

 

17/01/2013

 

Doç.Dr .Göksel BAKAÇ – TÜMAY

Nöroloji Uzmanı

 

Bu yazının ve görsellerinin tüm yayın hakları KolayDoktor.com'a aittir. Hiçbir şekilde kopyalanamaz. Başka bir yerde yayınlanamaz. Kopyalanması halinde yasal işlem uygulanacaktır.

 

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Pinterest Google+ Paylaş Twitter Facebook Yazdır


>>
1
<<




Reklamlar