21 Ekim 2018 Pazar
Anasayfa Meme Kanseri

Meme Kanseri

 

 

Meme kanseri nedir ?

 

Meme kanseri, memenin süt üreten bezleri ve sütü meme başına taşıyan kanallarından köken alan kötü huylu tümördür.

 

Meme kanseri için risk faktörleri var mıdır ?

 

En önemli risk faktörü kadın olmaktır. Kabaca her 7-8 kadından 1 tanesinde meme kanseri görülmektedir. Meme kanseri erkeklerde de görülür. Kadınlarda erkeklere göre 135 kez daha fazladır. Bunun dışında meme kanseri oluşumunu etkilediği düşünülen faktörler de bulunmaktadır. Bunlar:

 

a. İleri yaş

b. Ailede başka bireylerde meme kanseri bulunması

c. Erken adet görme, geç menapoza girme

d. İleri yaşta bebek doğurma veya doğurmama

e. Uzun süreli doğum kontrol hapı kullanma

f. Alkol kullanma

g. Şişmanlık ve yağlı beslenme


Meme kanseri riski azaltılabilir mi ? Varsa meme kanseri riskini azaltan faktörler nelerdir ?

 

  1. İlk bebeğin 18 yaşından önce doğurulması

  2. Erken menapoza girme. (Özellikle 35 yaşından önce)

  3. Bebeğin emzirilmesi

  4. Fiziksel aktivite (Düzenli egzersiz yapma)

  5. Genetik bozukluk olduğu bilinen ailelerde ilaç kullanma( tamoksifen) veya cerrahi yöntemle meme dokusunun çıkarılması.


 

Meme kanseri önlenebilir mi ?

 

Bugün için meme kanserini önleyecek bir yöntem bulunamamıştır.


Meme kanseri genetik geçiş gösterir mi ?

 

Evet. Tüm meme kanserlerinin %10 -15’i genetik geçiş gösterir. Annede genetik bozukluk varsa çocuğa geçme olasılığı çok yüksektir. Özellikle BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki bozukluğun meme kanseri yaptığı kanıtlanmıştır. BRCA1 geninde bozukluk olanlarda meme kanseri riski %50-80, BRCA2 geninde bozukluk olanlarda ise %40-70’ dir. Aşağıdaki özelliklere sahip olan ailelerde genetik bozukluk bulunma olasılığı yüksektir:

  1. Ailedeki meme kanserleri özellikle genç yaşlarda (<40 yaş) görülüyorsa

  2. Ailede meme kanseri olan hasta sayısı fazla ise

  3. Baba tarafında meme kanseri öyküsü bulunuyorsa

  4. Ailede yumurtalık (over) kanseri varsa.

 

Erken meme kanseri tanısı nasıl yapılır ?

 

Meme kanserin erken yakalanabilmesi için yararı bilinen 3 yöntem bulunmaktadır: elle meme muayenesi, ultrason ve mamografi. Bunlar içinde tarama yöntemi olarak yararı kanıtlanmış tek modalite mamografidir. Elle muayene ve ultrasonografi, mamografiye yardımcı yöntemlerdir.


Kendi kendine muayene nasıl yapılır ?

 

Tüm kadınlar, 20 yaşından itibaren ayda bir kez olmak üzere hayat boyu kendi kendine meme muayenesi yapmalıdırlar. Adet gören kadınlar, adetin başlangıç günü 1 kabul edilirse 7-10. günler arası, adet görmeyen kadınlar her ayın aynı günü (örneğin ayın 1’i veya 15’i gibi), emziriyorsanız memelerdeki süt tamamen emzirildikten veya boşaltıldıktan sonra, doğum kontrol hapı kullanıyorsanız her yeni ilaç kutusuna başlamadan önceki gün meme muayenesi yapmalısınız.


Meme muayenesi 2 bölümden oluşur:


  1.  

    Gözle İnceleme


  • Gözle inceleme ayna karşısında yapılır. Her iki kol yanlara serbest bırakılır, omuzlar diktir. Önce önden, daha sonra her iki yana dönerek memelerin büyüklüğüne, simetrisine, deri rengine, şekline, meme başlarına, meme altı bölgelere, koltuk altlarına bakılır. İki meme aynı büyüklükte olmayabilir. Bu yapısal bozukluk her zaman bir hastalığı işaret etmez.


  • Aynı gözlem kollar yukarı kaldırdıktan sonrada tekrarlanır. Bu sırada meme ve meme başları dikkatle incelenir. Koltukaltlarının gözlemlemesi de bu aşamada yapılır.


  • Gözleme eller bele, leğen kemiklerinin üzerine konarak kuvvetle bastırılırken devam edilir.


  • Son olarak eller belde iken omuzlar hafifçe çıkarılarak öne doğru eğilinir. Önden ve her iki yandan memeler gözlenir. Deride çekinti, çökme olup olmadığına dikkat edilir.


  • Tüm gözlemler sırasında meme yapısında bozukluk, meme derisinde çekinti, deride portakal kabuğu görünümü; kızarıklık; memelerden birinde büyüme; meme başlarında çökme, çatlak ve kepeklenme olup olmadığına dikkat edilmelidir. Şüpheli bir şey fark edildiğinde bir genel cerraha baş vurulması gerekir. Meme başlarında tekrarlayan, inatçı, çatlak ve yaralar kanserin erken habercisi olabilir.


  1. A. Duşta elle muayene

  • Memenin tamamını, meme başlarını ve koltuk altlarını muayene etmelisiniz. Parmakların iç yüzüne sabun veya şampuan sürerek kayganlığı artırılır. Böylece daha rahat muayene etme olanağı sağlanmış olur. Elinizin üç orta parmağının iç yüzleriyle, küçük dairesel hareketler çizerek ve baskı şiddetini hafiften kuvvetliye doğru artırarak muayeneye başlanır. Sağ meme için sol, sol meme için sağ el kullanılır.


  • Köprücük kemiğinin altından başlayarak, tüm meme bölgesi muayene edilir. Muayene el kaldırmadan, meme cildi üzerinde kaydırılarak yapılır. Her iki memede muayene edilmemiş yer bırakılmamalıdır.


  • İlk muayeneler memenizin yapısını ve dokusunu tanımanıza yardımcı olur. Daha sonraki muayenelerde meme dokusundan farklı ele gelen dolgunluk veya kitle aranmalıdır. Böyle bir bulgu ile karşılaşırsanız doktorunuzla bağlantı kurun.


  1.  

    B. Yatarak elle muayene

  • En rahat muayene şeklidir. Sırt üstü yatılır, muayene edecek taraftaki omuz altına küçük bir yastık veya katlanmış bir havlu yerleştirilir. Muayene edilecek taraftaki kol başın üzerine konur. Diğer elin 3 orta parmağının yastık bölümleriyle dairesel hareketler çizerek ve baskı şiddetini hafiften kuvvetliye doğru artırarak muayeneye başlanır. Her iki memenin her alanı muayene edilir. Gerekirse aynı bölgeden 2-3 kez geçilmelidir

.

  • Kol yana hafif açılarak koltuk altı muayene edilir. Aynı muayene diğer tarafta da tekrar edilir.


  • Memede kitle fark ettiğinizde gecikmeden doktorunuzla irtibat kurun. Kitle ele gelmesi genellikle kanser düşündürür. Unutmayın!!! Memede her kitle kanser değildir. Tüm meme kitlelerinin %80-85’i, özellikle 40-50 yaş altında, kanser dışı nedenlere bağlıdır. Kanser açısından şüpheli kitleler genellikle sert, sınırları düzensiz ve hareketsizdir. Ayrıca meme kanserine bağlı kitlelerin %90'ı ağrısızdır.


Mammografi nedir ?

 

Mamografi her iki memenin X-ışını ile filminin çekilmesidir.

Mammografi ne zaman çektirilir ?

Bugün yaygın kabul görmüş tutum 40 yaşından sonra her yıl fizik muayene eşliğinde mamografi çekilmesi yönündedir. Üst yaş sınırı yoktur. Yüksek riskli kişilerde ise:

  1. İzlem meme kanseri olmuş en genç akrabadan 10 yaş erken başlamalıdır.

  2. 20 yaşına kadar kendi kendine muayene

  3. 20 yaşından itibaren 6 ayda bir kez klinik inceleme

  4. 25 yaşından itibaren mamografi çekilmesi

  5. Altı ayda bir rahim ve yumurtalıkların muayene ve incelemesi yapılmalıdır.

 

Mammografi çektirmeye giderken nelere dikkat etmeli ?

 

  1. Mamografide düşük de olsa radyasyon verilmektedir. Mamografide her memeye 2 olmak üzere toplam 4 film çekilir. Her mamografi filmi için alınan radyasyon dozu 1 akciğer filminkine eşittir. Az da olsa radyasyon alındığı için kişinin gebe olmaması gerekir.

  2. Çekilen filmlerin iyi çıkabilmesi için memenin ödemli olmaması gerekir. Bunun için en uygun zaman adet dönemi bitimidir. Böylece sıkıştıran memede ağrı da en az düzeyde kalır. Mecbur kalınmadıkça mamografi zamanı adet dönemlerine göre ayarlanmalıdır.

 

Memede bir kitle ele geldiğinde ne yapılmalıdır ?

 

Meme sürekli değişen bir organdır. Her ay adet dönemi içinde süt vermeye hazırlanır, gebelik gerçekleşmez ise normale döner. Memenin her ay süt vermeye hazırlanıp, sonra normale dönmesi belirli bir zaman sonra memede sertliklere de yol açabilir. Genelde kitle olarak adlandırdığımız bu sertliklerin %80’i iyi huyludur. Bu nedenle kesinlikle telaş etmeden meme hastalıkları konusunda deneyimli bir genel cerraha başvurmak gerekir.

Uzman tarafından yapılan muayene sonrası bulgulara ve hastanın yaşına göre ultrasonografi ve/veya mamografi ile lezyon değerlendirilir. Radyolojik inceleme şüpheleri azaltmamışsa, kesin tanı için biyopsi ihtiyacı doğabilir. Biyopsi yaparken memeye en az zarar veren iğne ile biyopsi alma yöntemi (ince iğne veya kalın iğne biyopsileri) seçilmelidir. Bu aşamada bıçakla kesilerek biyopsi alma yöntemi kesinlikle kullanılmamalıdır. Hasta hangi biyopsi yönteminin kullanılacağını önceden mutlaka sormalıdır.


 

Meme kanseri nasıl tedavi edilir ? Memenin tam veya bir kısmının alınması mümkün mü ?

 

Meme kanserinin tedavisinde temel prensip tümör dokusunun vücuttan uzaklaştırılmasıdır. Uzaklaştırma işlemi memenin tamamını alarak veya memedeki tümörü çevresinden yaklaşık 1 cm.lik temiz meme dokusuyla birlikte çıkararak (= meme koruyucu cerrahi) yapılabilir. Yani cerrahi tedavi için her zaman memenin tamamının alınması gerekmemektedir. Bugün cerrahlar mümkün olduğunca memeyi korumak için uğraş vermektedirler.

 

 

Hangi hastalara meme koruyucu cerrahi uygulanabilir ?

 

Meme koruyucu cerrahi, kanser dokusu çıkarıldıktan sonra memenin görüntüsünün diğer meme ile benzer olması sağlamayı amaçlar. Memenin korunabilmesi için meme/tümör oranının uygun olması gerekir. En uygun durum memenin büyük, tümörün küçük olmasıdır. Böylece memeden tümörün daha geniş sınırlarla çıkarılması (nüks olasılığı azalır) mümkün olurken memede şekil bozukluğu olma olasılığı azalır. 


Hangi hastalara meme koruyucu cerrahi uygulanamaz ?

 

1) Tümör büyükse veya tüm memeyi kaplamış ise,

2) Tümör çıkarıldıktan sonra memede belirgin deformite (şekil bozukluğu) ortaya çıkıyor ise

  1. Meme koruyucu cerrahi sonrası radyoterapi verilemeyecek ise (Tedavinin tamamlanabilmesi için koruyucu cerrahi yapılan memeye mutlaka radyoterapi verilmesi gerekir. Radyoterapi almayan hastalarda tümörün nüks etme olasılığı yüksektir)


Koltuk altı neden temizlenir ? Her hastada koltuk altının temizlenmesi gerekir mi ?

 

Meme kanserinin ilk yayıldığı yer koltuk altı bezeleridir. Eğer koltuk altı bezelerine tümör hücreleri yayılmış ise bu bezeler çıkarılmalıdır. Koltuk altına yayılım olmayan hastalarda koltuk altının temizlenmesine gerek yoktur. Tümörün koltuk altı bezelerine yayılıp yayılmadığı “bekçi lenf nodu biyopsisi” adı verilen özel bir yöntemle anlaşılır. “Bekçi lenf nodu biyopsisi” bu konuda eğitim almış ve belirli bir deneyime sahip cerrahlar tarafından yapılmalıdır.

 

Meme alındıktan sonra rekonstrüksiyon yapılabilir mi ?

 

Meme dokusunun tamamının çıkarıldığı hastalarda tekrar meme oluşturmaya “rekonstrüksiyon” denir. Memenin tekrar oluşturulması için yapay protezler kullanılabileceği gibi kişinin kendi dokusu da kullanılabilir. Bazen bu iki yöntem birlikte de uygulanabilir. Meme rekonstrüksiyonu meme kanseri tedavisinin ayrılmaz bir parçasıdır. Buradaki en önemli nokta hastanın yeni bir meme yapılması konusundaki isteğidir.


Memenin oluşturulması hangi aşamada yapılır ?

 

Zamanlama açısından 2 tür rekonstrüksiyon vardır:

1. Meme kanseri ameliyatı ile aynı seansta yapılan rekonstrüksiyon: Genellikle erken evre hastalık için uygundur. Kanser tedavisi açısından güvenli ve günümüzde tercih edilen yöntem budur. Hastaya psikolojik avantajı yanında estetik yapının daha güzel olması, ikinci bir cerrahiye gerek duyulmaması gibi avantajları da vardır.

2. Geç dönem rekonstrüksiyon: Tüm kanser evrelerinde yapılabilir. Tekrar memenin oluşturulabilmesi için son kemoterapi ve radyoterapiden en az 6 ay geçmesi gerekir.

Meme kanseri tedavisi bir bütündür. Tekrar meme oluşturulması istenen hastalarda genel cerrah ve plastik cerrah birlikte çalışmalıdır.


Meme protezleri

Protez denince akla silikon kılıftan yapılmış, içinde silikon jel veya serum bulunan, meme şekli verilmiş yapılar gelir. Genellikle memesi alınmış kadınlarda göğüs duvarı üzerindeki göğüs kaslarının altına yerleştirilir. Erken ya da geç dönem rekonstrüksiyonlarda protez kullanılabilir. Özellikle geç dönemde yerleştirilecek ise öncesinde göğüs kasları altına doku genişleticiler konarak protez için yer oluşturmak gerekir. Protez yerleştirmek, hastanın kendi dokusuyla meme oluşturma işlemi ile karşılaştırıldığında daha kolay ve daha kısa bir işlemdir. Sarkmamış ve ışınlanmamış, küçük ve orta boyutta memelerde daha iyi sonuç alınır. Kullanım süresinin kısıtlı olması nedeniyle genç bayanlarda en iyi seçenek değildir. Ayrıca radyoterapi uygulanacak hastalarda sonuçları yüz güldürücü olmayabilir. Radyoterapi ve protez genellikle birbiriyle bağdaşmaz olarak kabul edilir.


Erken evre meme kanserinde tedavi şansı nedir ?

 

Meme kanseri erken evrede özellikle kanser koltuk altı bezelerine yayılmadan yakalandığında, bu hastalıktan tamamen kurtulmak mümkündür. Meme kanseri erken evrede yakalandığında tedaviye en iyi yanıt veren kanserlerin başında gelir. Bu hastaların 10 yıllık yaşam süreleri %80 ve üzerindedir.



Hangi durumda ayrıca kemoterapi de vermek gerekir ?

 

Kemoterapi, kanser hücrelerinin vücuda yayılma olasılığı bulunan hastalara verilir. En kaba tanımıyla koltuk altı bezelerine tümör yayılımı varsa ve tümör boyutu 1 cm.den büyük ise bu hastalara kemoterapi önerilir.


Hormon tedavisi nedir ?

 

Meme kanseri aynı zamanda kadınlık hormonları ile ilişkili bir hastalıktır. Temelde meme kanseri gelişiminde kadınlık hormonları dediğimiz östrojen ve progesteron hormonu başrolü oynar. Tüm meme kanseri hastalarının %85’i hormona bağımlıdır. Hormona bağımlı tümörlerin tedavisinde bu hormonların etkisini azaltacak ilaçların kullanılmasına “endokrin tedavi” denir. Temelde bu ilaçlar ya östrojen hormonunun yapımını engellerler ya da bu hormonun kanser hücrelerine bağlanıp bu hücreleri beslemesini engellerler. Yan etkileri son derece az olan bu ilaçlar meme kanseri tedavisinde yeni bir çağ açmışlardır.

 

Radyoterapi (Işın tedavisi) nedir ?

 

Radyoaktif ışınlar ile tümör hücrelerinin öldürülmesidir. Meme koruyucu cerrahi yapılmış tüm hastalara ışın tedavisi verilmelidir. Memesinin tümü alınmış kadınlarda ise, tümör ileri evrede ise radyoterapi düşünülür.

 

Meme kanseri tedavisini kim yapar ?

 

Meme kanseri tedavisinde radyoloji, patoloji, genel cerrah, onkoloji, radyasyon onkolojisi ve plastik cerrahi bilimleri birlikte çalışır. Ancak bu geminin kaptanı genel cerrahtır.


16/05/2013

 

Prof.Dr.Teoman COŞKUN

 

Genel Cerrahi Uzmanı

 

 

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Pinterest Google+ Paylaş Twitter Facebook Yazdır


>>
1
<<




Reklamlar