21 Ekim 2018 Pazar
Anasayfa Prostat kanseri

Prostat kanseri

 

Prostat kanseri nedir ?

Prostat, erkeklerdeki meni salgısının önemli bir bölümünü oluşturan bir salgı bezidir. Prostat salgısı, cinsel aktif dönemde fertilite (çocuk yapma) için son derece gereklidir. Bu salgıyı oluşturan hücreler eskidikçe ölür, ve yerine bölünerek yeni canlı hücreler gelişir. Bu süreç insan bedenin sağlıklı yaşamı için gereklidir.

Prostat kanseri, prostat içinde salgı yapan hücrelerin bölünerek çoğalması ve zamanı geldiğinde ölümü arasındaki dengenin bozulması neticesinde ortaya çıkan, kontrolsuz ve anormal bir şekilde hücre çoğalmasıdır. Çoğalan hücreler önce belli hacim oluşturarak komşu dokulara baskı, dah sonra da kan ve lenf kanalları yardımıyla uzak organlara yayılma eğilimindedir.

Her tümörde olduğu gibi amaç, erken evredeyken, bölgesel veya uzak yayılım yapmadan tümörü farkedebilmektir.

 

Prostat kanserinin görülma sıklığı

Prostat kanserinin görülme sıklığı bölgeye ve ırka göre değişiklik göstermektedir. Siyah Amerikalı ve kuzey Avrupalılarda sık görülürken uzak doğu ve sarı ırkta daha seyrektir.

Hangi bölge ve ırktan olursa olsun, prostat kanserinin görülme sıklığı 50 yaştan sonra, yaşlanma ile ilişkili olarak gittikçe artar. Ülkemiz de dahil pek çok ülkede elli yaş üstü erkeklerin en sık (veya ikinci) görülen kanser türüdür.

Amerika Birleşik Devletlerinde bazı bölgelerde bir erkeğin yaşamı süresince prostat kanserine yakalanma olasılığı %15 düzeyine kadar çıkabilmektedir.

 

Prostat kanserinin risk faktörleri

Beslenme : Kolesterolden zengin, yağlı kırmızı et ağırlıklı beslenenlerde, bitkisel yağlar ve sebze-meyve ağırlıklı ağırlıklı beslenenlere göre daha çok görülür.

Genetik : Prostat kanserlerinin yaklaşık %10-15 inde genetik geçiş söz konusudur. Yakın akrabalarından birinde prostat kanseri olanların prostat kanserine yakalanma olasılığı 1.5-2 kat artmıştır. Birden fazla yakın akrabasında prostat kanseri olanlarda bu risk 3-5 kat artmaktadır. Ailesel geçişli prostat kanserlerinde hastalık daha erken yaşta ortaya çıkarak daha agresif seyretme eğilimindedir.

Yaşlanma : Erkekler yaşlandıkça prostat kanseri görülme olasılığı artar. Çalışmalar, doksan yaşı geçmiş erkeklerin hemen hepsinde prostatta kanser odağı bulunabileceğini göstermiştir. Ancak, ileri yaşta ortaya çıkan prostat kanserinde tümörün bölünme hızı da çok yavaş olduğundan, bu yaş grubundaki prostat kanserleri genellikle öldürücü seyretmezler.

 

Prostat kanserinin belirtileri

Prostat kanserine özgü olabilecek hiçbir belirti yoktur. Yaş nedeniyle prostat kanserli hastaların pek çoğunda iyi huylu prostat büyümesi de bulunduğundan bu hastalar çeşitli düzeyde idrar yapma sorunlarından yakınabilirler.

Bölgesel yayılım ve lenf kanallarında hastalık olduğunda kasık derinliklerine vuran ağrılar, ayrıca kemik metastazı olduğunda şiddetli kemik ağrısı olabilir.

 

Prostat kanserinde tanı araçları

Prostat kanserinin uygun tedavi edilebilmesi, ancak erken tanı konabilmesi ile mümkündür. Erken tanı için (yakınma yokken) yılda bir düzenli kontrol yaptırılması çok önemlidir.

Yıllık kontrolda tanıya yönelik iki önemli değerlendirme yapılmalıdır:

  • Parmakla rektal muayene,

  • Serum PSA düzeyi.

Bu iki tanı aracından birinde şüpheli durum varsa, iğne biopsisi gereklidir.

Parmakla rektal muayenede ele gelen sert nodül, veya prostatta belirgin asimetri-düzensizlik, tümör kuşkulu durumlardır.

PSA, vücutta sadece prostat hücrelerinde üretilen bir maddedir ve kanda yüksek miktarda bulunması, prostat hücrelerinin yüksek oranda tahribatını gösterir. PSA en çok tümör, ve şiddetli enfeksiyon durumlarında yükselir.

Normal PSA düzeyleri genel olarak 0-4 arasında değişir, ancak yaşa uyarlanmış PSA, daha güvenilir sonuç verir. Dördüncü dekadda PSA üst sınırı 2.0 düzeylerindeyken, sekizinci dekadda bu sınır 5.0 ve biraz daha yukarı çekilebilir.

Tek başına rektal muayenenin “doğru tanı koydurabilme” becerisi %70 düzeylerindeyken tek başına PSA ile bu oran ancak %60 düzeylerinde kalmaktadır. Ancak, her iki tanı aracı birlikte değerlendirildiğinde doğru tanı koydurabilme becerisi %95 düzeyine yükselmektedir.

 

Prostat iğne biyopsisi

Parmakla rektal muayene veya PSA düzeyinin herhangi birinde (veya her ikisinde) tümörden kuşkulandıracak şüpheli durum varsa mutlaka prostat biopsisi gereklidir.

Standart prostat biopsisi özel otomatik biopsi tabancalarına yerleştirilen tek kullanımlık özel iğnelerle, rektal bölgeden yapılan ultrasonografi yardımıyla, ve en az 10 ayrı noktadan olacak şekilde alınır. Biopsi öncesinde uygulanan bölgesel ve lokal anestezi sayesinde hastalar genellikle çok az ağrı duyarlar.

Hastalara biopsi öncesi başlayarak, sıklıkla üç gün süreli koruyucu antibiotik tedavisi verilir.

Alınan parçalar patolojik olarak incelenerek, tümörün olup-olmaması, varsa tümörün hücre tipi ve hücrelerin saldırganlık düzeyi (Grade) belirlenir.

Prostat kanserinde hücrelerin saldırganlık düzeyi “Gleason” adı verilen bir skorlama sistemiyle değerlendirilir. Gleason skorlaması 2 ile 10 arasında değişir, düşük skorlar daha yavaş büyüyen ve daha az saldırgan tümörleri, yüksek skorlar ise daha kötü seyirli tümörleri ifade eder.

 

Prostat kanseri tedavisi

Prostat kanseri tedavisi, hastalığın yayılım derecesine göre belirlenir.

  • Bölgesel (prostata sınırlı) hastalık

  • Yaygın hastalık

Tümörün prostatın dış zarını aşmadığı düşünülüyorsa “lokal (bölgesel)” hastalık söz konusudur, ve bu durumda hastalığı yok edebilmek olasıdır. Böyle bölgesel tümörlerde ya cerrahi yöntemlerle hastalıklı organı tümüyle çıkarma, ya da radyasyon (ışınlama) uygulayarak hasta bölgede bir tür yanık oluşturma seçenekleri söz konusudur.

Hastalık prostatın dışında, özellikle kemiklere yayılmışsa bölgesel hastalıkla yokedilmesi mümkün olamayacağından, bu durumda genel (hormonal) tedaviler uygulanır. Hormonal tedavilerde amaç, vücuttaki erkeklik hormonu düzeylerini sıfır seviyelerine indirerek, büyük çoğunluğu yaşamını sürdürebilmek için erkeklik hormonuna ihtiyaç duyan tümör hücrelerinin aktivitelerini tamamen baskılamaktır. Hormonal tedavi de (yan etki profili çok düşük) çeşitli ilaçlarla veya cerrahi olarak, testislerin alınması yoluyla yapılabilmektedir.

Hormonal tedavilere yanıt vermeyen, veya zamanla yanıtsız hale gelen durumlarda, kemoterapi yöntemleri uygulanmaktadır. Prostat kanserinde uygulanan kemoterapiler, diğer pek çok kanser kemoterapisiyle karşılaştırıldığında, yan etkileri oldukça az olan ve hastaların oldukça kolay tolere edebildiği kemoterapilerdir.

 

Prostat kanserinin seyri - sonuçları

Özellikle erken evrede yakalandığında prostat kanserinin seyri çok iyidir.

Prostata sınırlı hastalıkta uygulanacak doğru ve etkin tedavi ile hastanın kansersiz yaşıtlarına eşdeğer yaşam sürme olasılığı %90’ın üstüne çıkabilmektedir. Buradaki en önemli iki gösterge

  • Tanı konduğu sıradaki PSA düzeyi (10 ve altı, iyi göstergedir)

  • Biopsi örneklerindeki Gleason skoru (7 ve altı, iyi göstergedir)

şeklinde özetlenebilir.

Yaygın hastalıkta dahi, hormonal tedavi ve ardından kemoterapi ile ortalama 4-5 yıllık yaşam söz konusu olabilmektedir. Ortalama yaşam bazen daha kısa olabildiği gibi, bazen 10 yılın üzerine de çıkabilmektedir.

Genç yaşta görülen hastalık daha hızlı, ileri yaşta görülen hastalık ise daha yavaş seyretme eğilimindedir. Bu nedenle tedavi seçiminde daha genç ve yaşam beklentisi uzun hastalara en etkin ve dinamik tedaviyi uygulamak önerilir.

 

16/06/2014

 

Prof.Dr.Reşit TOKUÇ

Üroloji Uzmanı

 

Bu yazının ve görsellerinin tüm yayın hakları KolayDoktor.com'a aittir. Hiçbir şekilde kopyalanamaz. Başka bir yerde yayınlanamaz. Kopyalanması halinde yasal işlem uygulanacaktır.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Pinterest Google+ Paylaş Twitter Facebook Yazdır


>>
1
<<




Reklamlar